| محمد |
muhammed |
Pek çok tekrar tekrar övülmüş, medhedilmiş meâlinde bir isim olup son peygamberin(s.a.v) ismidir. |
| هوسدار |
hevesdâr |
hevesli |
| موفق |
muvaffak |
başarılı,muvaffak olmak,başarmak,başarılı olmak |
| ضروریات |
zarûriyyât |
zorunluluklar |
| نزع |
nez' |
can çekişme,sökme,koparma,zorla alma,nez' eylemek,ayırmak,çekip atmak,sökmek,koparmak,nez' edilmek,ayırılmak,çekip atılmak,sökülmek |
| دییش |
deyiş |
Deme, söyleme işi "Peki deyişleri de akılları yattığı için değil, korkuları ağır bastığı için oldu." - T. Buğra,Söyleme biçimi,anlatım biçimi,üslup,Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları,ifade,Halk şiiri, halk türküsü "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız." - N. Ataç,Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü |
| تهيدستی |
tehîdestî |
yoksulluk,eli boşluk |
| عطوفت |
atûfet |
şefkat |
| منور |
münevver |
aydınlanmış,parlak,aydın fikirli,münevver eylemek,aydınlatmak |
| راکب |
râkib |
binen,binici,râkib olmak,binmek |